Totaliter rejimler, tabanlarını ahlaksızlaştırarak kendi suçlarına ortak ederler.
Totaliter rejimler, tabanlarını ahlaksızlaştırarak kendi suçlarına ortak ederler.
Bu söz, totaliter (baskıcı, otoriter) yönetimlerin işleyiş mekanizmasını anlatmaktadır:
Ahlaksızlaştırma Süreci: Rejim, kendi tabanını (destekçilerini veya halkı) sistematik olarak ahlaki değerlerden uzaklaştırır, normları çarpıtır ve etik duyarlılığı zayıflatır.
Suça Ortak Etme: Bu ahlaki çözülmeden sonra, rejim işlediği suçlara (insan hakları ihlalleri, şiddet, baskı vb.) bu tabanı da dahil eder. Taban, artık rejimin suçlarını sorgulamaz, meşru görür veya aktif olarak katılır hale gelir.
Sonuç: Böylece rejim hem suçlarını meşrulaştırmış olur, hem de tabanı kendi suç ortaklığına bağlayarak direniş olasılığını azaltır.
Tarihsel ve Felsefi Bağlam:
Bu ifade, Hannah Arendt'in "kötülüğün sıradanlığı" ve totaliter sistemlerin psikolojik mekanizmaları üzerine düşünceleriyle paralellik gösterir. Benzer şekilde, Stanley Milgram'ın otoriteye itaat ve Philip Zimbardo'nun Stanford hapishane deneyi, bu süreçleri deneysel olarak göstermiştir.
Bu söz, bireyin ahlaki sorumluluğunun sistem tarafından nasıl aşındırıldığını ve kitlesel suç ortaklığının nasıl inşa edildiğini özetlemektedir.
